Fethullah Gülen’e 19 Soru ( Dr. Yuksel )
Bu uzunca girişten sonra, oto-sansür yapmadan klavyeye aldığım aşağıdaki 19 soruyu dikkatinize sunuyorum:( Orjinal Haberden parça alıntıdır )
1.
Iran Şahına karşı başlatılan devrim, “istiklal, azadi, hükümet-i islami” ideali doğrultusunda mollalarla işbirliği yapan bir aydınlar grubunun desteğiyle gerçekleşti. Beni Sadr ve Bazergan gibi aydınlar kısa sürede mollarşi tarafından tasfiye edildiler. Sizin ekibinizin idealindeki devleti merak ediyorum. Acaba, İran devriminde olduğu gibi sonunda kaybetmeye mahkum bir aydınlar grubuna mı oynuyorsunuz yoksa kazanacak olan mollalar grubuna mı? Yoksa, bilmediğimiz üçüncü bir şıkka mı?
2.
Siz bir işadamı ve eğitimciden çok dini bir lider olarak tanınıyorsunuz ve sizi destekleyip izleyenlerin üzerinde öyle bir etkiye sahipsiniz. Dünyanın yaşayan en güçlü dini liderleri arasında yer alıyorsunuz ama dini konularda Sünni mezheplerin doğmalarından farklı bir teoloji sunmuyorsunuz. Bu nasıl olur? Yeni Ümit Dergisinin Temmuz-Eylül 2010 sayısında derginin Genel Yayın Koordinatörü Dr. Ergün Çapan çocukluk yıllarından beri okuduğunuz ve okuttuğunuz kitapları listeleyen uzunca bir makale yazmış: Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Bilinmeyen Bir Yönü: Ders ve Tedris Metodu. Makaleyi okurken başım döndü. Sizi diğer mollalardan ayıran teolojik bir farklılık yok gibi. Doğrusu ve yanlışı, gerçeği ve hurafesi ile birlikte eskiyi kabul ediyorsunuz. Sadece sunuş tarzınızda ve kullandığınız ambalajda bir farklılık var gibi. Tarikat ile medrese arasında melez bir ekol oluşturmak bir yenilikse bunu becermişsiniz. Ne var ki, size nisbet edilen hareket daha çok kişi kültüne benziyor. Kafanızda ulaşmayı istediğiniz istasyon hakkında bir netlik olabilir; ama bu istasyonun biçimini ve boyutunu bilmiyoruz. Hakkınızda doktora tezleri yazan hayranlarınız veya şakirtleriniz (biliyorum Nurculuk kültüründen gelmiş biri olarak mürit kelimesini sevmiyorsunuz) son istasyonu ne kadar biliyorlar o da malum değil. Asr-ı Saadet diye bilinen sahabe dönemini tekrar yaşamak özlemiyle hüngür hüngür ağladığınızı biliyorum.
3. Ama o dönemi Kuran yerine “sahih” diye tanıtılan uydurma hadis kitaplarında arıyorsanız sizin Türkiye başta olmak üzere tüm dünyayı ulaştırmak istediğiniz cennetin Afganistandaki Taliban, İran’daki Mollalar, Suudi Arabistan’daki Selefiler tarafından oluşturulan cehennemlerden farklı olmayacağından eminim. Niyetinizin iyiliğini veya kötülüğünü tartışmıyorum. Sizin iyi niyetli biri olduğunuza inanıyorum veya inanmak istiyorum ama “cehennem yolu iyi niyetlerle döşelidir” sözündeki gerçek payını da görüyorum. Bir milyarı aşan müslüman nüfusun her konuda geri kalmışlığının temelinde yatan mezhep öğretilerine, hadis ve sünnet adı verilen cahili doğmalara epistemolojik ve teolojik bir eleştiri yöneltmemiş bir dini lider olarak sizin oluşturmaya çalıştığınız dünyaya nasıl güvenebiliriz? İdeallerinizin egemen olduğunuz bir dünyada Sünni mezheplerin doğmaları ve uygulamaları egemen olmayacak mı? Sızıntı dergisiyle 1979 yılında medya yoluyla kamuyla iletişime başladığınzdan beri teolojik alanda bazı değişimlere tanık olduk. Örneğin, Sızıntı’nın ilk sayılarında hadis, sünnet ve mezhep öğretilerine sadık bir tavır gösteriyor ve insan ve hayvan resimleri yayınlamamaya gayret ediyordunuz. Arada bir koyduğunuz canlı resimlerin özellikle boyun bölgesine kalınca çizgiler koyarak güya kesip öldürüyordunuz ve böylece kitabına uyduruyordunuz. Ama daha sonra büyük bir haramı hadis ve sünnete göre vaftizleyip helalleştiren o çizgiler zamanla inceldi ve bir kaç yıl sonra birden bire kayboldular. Be teolojik değişim için hiçbir açıklama yaptınız mı? Yani daha önce izlediğiniz hadislerin ve mezhep fetvalarının yanlış olduğu sonucuna mı vardınız, yoksa onları hala sahih olarak kabul etmenize rağmen, maslahat bahanesiyle günah işlemeye mi karar verdiniz?
4.
İslami Reform İçin Manifesto adlı kitabımda detaylarıyla tartıştığım gibi, Muhammed peygamberin vefatından yüzyıllar sonra derlenen hadisler yoluyla peygamberin ilettiği biricik kitap olan Kuran’a en büyük ihanet yapılmış ve bu ihanet nihayet Gazzali ile galibiyetini ilan etmiştir. Siz, çelişkiler dolu hadis kitaplarında Ömer’e isnat edilen “Hasbuna Kitabullah” (Allah’ın kitabı bize yeter) prensibini mi savunuyorsunuz, yoksa Kuran’a ihanet eden uydurma hadis kolleksiyonlarını “Sahih” diye kabul edip Kuran’a ortak mı koşuyorsunuz? Siz, sayıları yüzbine varan sahabeler tarafından dinlendiği iddia edilen veda hutbesinin son bölümünde yer alan en önemli ifadelerin üç versiyonundan hangisini kabul ediyorsunuz? İzlememiz gereken kaynak, sadece Kuran mı? Kuran artı Muhammed’in sünneti mi? Yoksa Kuran artı Ehli beyt mi? Yoksa, hadislerde olmayan dördüncü bir şıkkın eklenmesiyle “hepsi” mi?
5.
Geçen yıl Oxford Üniversitesinde verdiğim ilk konferansta dinleyecilere Theometer or Sectometer diye adlandırdığım .....
*
Haberin orjinaline aşağıdaki link aracılığı ile ulaşabilir, yorumlarınızı ekleyebilirsiniz :
http://www.bilgiagi.net/fethullah-gulene-19-soru/29475/#more-29475